
Basın meslek örgütleri gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklama ve baskılara karşı Çankaya Kolej'den Sakarya Caddesi'ne yürüyüş düzenledi. "Artık yeter! Nefes alamıyoruz" başlığıyla yapılan ortak açıklamada, "Basın meslek örgütleri ve gazeteciler olarak tek talebimiz özgürce mesleğimizi yapmaktır" denildi. Ayrıca, "Haberin üzerindeki yargı sopasını geri çekin. Anayasamız ile güvence altına alınmış olan basın özgürlüğünü ortadan kaldıran saldırılardan vazgeçin" talepleri dile getirildi.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Basın Konseyi, Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Çağdaş Gazeteciler Derneği, DİSK Basın-İş ve gazetecilik alanındaki uzmanlık derneklerinin de aralarında bulunduğu basın meslek örgütleri, gazetecilere yönelik artan gözaltı, tutuklama ve baskıları protesto etmek amacıyla ülke genelinde eş zamanlı eylemler düzenledi.
Ankara’da bir araya gelen gazeteciler, Çankaya Kolej Kavşağı’ndan Sakarya Caddesi’ne "Sansüre Hayır, Habere Özgürlük" sloganıyla yürüyüşün ardından açıklama yapıldı. Yürüyüşe siyasi parti temsilcileri, sendika ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, gazeteciler ve yurttaşlar katıldı.

Geçen yıl kayyım atanan TELE 1 ile önceki hafta kayyım atanan Halk TV çalışanlarının da katıldığı yürüyüşte, Selahattin Günday, İsmail Arı, Şaban Sevinç, Merdan Yanardağ, İrem Delice, Murat Ağırel, Fatih Ergün ve Tuğba Tekerek’in isimleri sık sık dile getirildi.
Meslek örgütleri tarafından "Artık Yeter! Nefes Alamıyoruz" başlıklı ortak açıklama Sakarya Caddesi'nde okundu. BirGün Gazetesi Ankara Temsilcisi Nurcan Bilge Gökdemir'in okuduğu açıklamada, "Türkiye’de gazetecilik iktidarların, siyasilerin ya da sermayenin değil, halkın yanında olmaktır" denildi. Gazeteciliğin ve haber yapmanın suç unsuru olarak görüldüğü, gerçeğin aktarılmasının engellendiği bir ortamda gazetecilerin yanı sıra itirazlarını dile getiren kesimlerin de sansür, baskı ve cezai yaptırımlarla karşı karşıya kaldığı vurgulanan açıklamada, bu duruma sessiz kalınmayacağı belirtildi.

Açıklamada, televizyon kanallarına kayyım atanması, haber sitelerine erişim engelleri getirilmesi, gazetecilerin tutuklanması ve sosyal medya hesaplarının kapatılmasının yanı sıra basın çalışanlarının çalışma koşulları ve sosyal haklarında yaşanan sorunlara da dikkati çekildi. Gazetecilerin haberleri nedeniyle hedef haline getirildiği ve ekonomik zorluklarla karşı karşıya kaldığı bir ortamda basın özgürlüğü ve demokrasinin sağlıklı biçimde işlemesinin mümkün olmadığı ifade edilerek, şöyle devam edildi:
"Bugün bedel ödeyen gazeteciler; iktidarın hoşuna gitmeyen sorular sordukları, kamu kaynaklarının nasıl harcandığını araştırdıkları, yolsuzluk iddialarını haberleştirdikleri, işçilerin direnişini, kadınların hak arayışını, gençlerin itirazını ve ezilenlerin sesini duyurdukları için hedef alınıyor. Onlar yalnızca bir haber uğruna bedel ödemiyor. Halkın gerçekleri öğrenme hakkı, kamu gücünün denetlenmesi ve toplumun kendi geleceği hakkında özgürce karar verebilmesi için bedel ödüyorlar. Bu nedenle gazetecilere yönelen baskı, aynı zamanda toplumun gerçeğe ulaşma hakkına yönelmiş bir saldırıdır. Unutulmamalıdır ki; gazetecinin kalemi kırılırsa toplum da karanlığa mahkum edilir. 'Gazetecilik suç değildir' diye haykıran onlarca meslektaşımızın bu mesajı iktidaradır ama yurttaşlarımızın da duyması gerekir. Susturulan sizin hakkınızdır. Engellenen sizin gerçeklere ulaşma hakkınızdır. Kapatılan sizin gerçekleri öğrenip politik iradenizi oluşturma hakkınızdır."

Açıklamada, son iki yılda çok sayıda televizyon kanalına kayyım atandığı, haber sitelerine ve sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirildiği, gazeteciler ile basın özgürlüğü alanında faaliyet gösteren kuruluşların da bu uygulamalardan etkilendiği belirtildi. Kamu reklamlarından mahrum bırakılan ve ekonomik zorluklarla karşı karşıya kalan çok sayıda medya kuruluşunun yayın hayatını sonlandırmak zorunda kaldığı belirtilerek, "Tüm bunlar toplumun yaşam damarlarının tıkanmasına örneklerdir. Tüm yurttaşlarımızı gazetecilerle dayanışmaya, gazeteciliğe ve habere sahip çıkmaya davet ediyoruz. Sessizliği bozun! Dayanışmayı büyütün! Sansüre karşı yan yana gelin" ifadeleri kullanıldı.
"Basın Meslek Örgütleri ve gazeteciler olarak tek talebimiz özgürce mesleğimizi yapmaktır. Bu yolda yalnız kalmak istemiyoruz. Tüm meslektaşlarımızı bu mücadeleye dahil olmaya çağırıyoruz" denilen açıklamada, "Tutuklu meslektaşlarımızı serbest bırakın. Haberin üzerindeki yargı sopasını geri çekin. Medyada kayyım uygulamalarına son verin. Hukuksuz erişim uygulamaları sonlandırın. Kamu reklam ve ilanlarının adil ve eşit dağıtın. Anayasamız ile güvence altına alınmış olan basın özgürlüğünü ortadan kaldıran saldırılardan vazgeçin" talepleri dile getirildi.


